KISA ÇALIŞMA VE KISA ÇALIŞMA ÖDENEĞİ NEDİR? UYUŞMAZLIKLAR HANGİ MAHKEMELERDE GÖRÜLÜR?

Kısa çalışmanın yasal dayanağı 4447 Sayılı İşsizlik Sigortası Kanunudur. İlgili Kanunun geçici 2. Maddesi “Genel ekonomik, sektörel veya bölgesel kriz ile zorlayıcı sebeplerle işyerindeki haftalık çalışma sürelerinin geçici olarak önemli ölçüde azaltılması veya işyerinde faaliyetin tamamen veya kısmen geçici olarak durdurulması hallerinde, işyerinde üç ayı aşmamak üzere kısa çalışma yapılabilir.

Bu Kanuna göre sigortalı sayılan kişileri hizmet akdine tabi olarak çalıştıran işveren, kısa çalışma talebini, derhal gerekçeleri ile birlikte Türkiye İş Kurumuna, varsa toplu iş sözleşmesi tarafı sendikaya bir yazı ile bildirir. Talebin uygunluğunun belirlenmesine ilişkin usul ve esaslar, ilgili kurum ve kuruluşların da görüşü alınarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.

Kısa çalışma halinde İşsizlik Sigortası Fonundan kısa çalışma ödeneği ödenir. İşçinin kısa çalışma ödeneğine hak kazanabilmesi için, hizmet akdinin feshi hariç işsizlik sigortası hak etme koşullarını yerine getirmesi gerekir.

Günlük kısa çalışma ödeneği; sigortalının son oniki aylık prime esas kazançları dikkate alınarak hesaplanan günlük ortalama brüt kazancının % 60’ıdır. Bu şekilde hesaplanan kısa çalışma ödeneği miktarı, 4857 sayılı Kanunun 39 uncu maddesine göre 16 yaşından büyük işçiler için uygulanan aylık asgari ücretin brüt tutarının % 150’sini geçemez. Kısa çalışma ödeneğinden yararlananlara ait sigorta primlerinin aktarılması ve sağlık hizmetlerinin sunulmasına ilişkin işlemler 5510 sayılı Kanunda belirtilen esaslar çerçevesinde yürütülür. Kısa çalışma ödeneği olarak yapılan ödemeler başlangıçta belirlenen işsizlik ödeneği süresinden düşülür.

Zorlayıcı sebeplerle kısa çalışma yapılması halinde, kısa çalışma ödeneği ödemeleri 4857 sayılı Kanunun 24 üncü maddesinin (III) numaralı bendinde ve aynı Kanunun 40 ıncı maddesinde öngörülen bir haftalık süreden sonra başlar.

Bu maddede yer alan kısa çalışma ödeneğinin süresini altı aya kadar uzatmaya ve işsizlik ödeneğinden mahsup edilip edilmeyeceğini belirlemeye (DEĞİŞİK İBARE RGT: 07.07.2018 RG NO: 30471 2. MÜKERRER KHK NO: 700/125) Cumhurbaşkanı yetkilidir.

İşverenin hatalı bilgi ve belge vermesi nedeniyle yapılan fazla ödemeler, yasal faizi ile birlikte işverenden tahsil edilir.” Biçiminde düzenlenmiştir.

UYUŞMAZLIKLAR HANGİ MAHKEMELERDE GÖRÜLÜR

Aşağıda sunulan Yargıtay kararlarından da anlaşılacağı üzere 4447 Sayılı Kanundan kaynaklanan uyuşmazlıklarda görevli mahkemeler genel mahkemeler olan Asliye Hukuk Mahkemeleridir.

T.C YARGITAY 7.Hukuk Dairesi Esas: 2015/ 5634 Karar: 2015 / 7109 Karar Tarihi: 14.04.2015

Yargıtay Kararı

İş Mahkemesi

Dava Türü   : Alacak

Taraflar arasındaki dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi süresi içinde davalı vekili tarafından istenilmekle, duruşma için tebliğ edilen 14.04.2015 günü belirlenen saatte temyiz eden davalı … vekili Av… ile karşı taraftan davacı … vekili Av… geldi. Gelenlerin huzuru ile duruşmaya başlandı. Duruşmada hazır bulunan tarafların sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyadaki belgeler incelendi. Gereği görüşüldü:

Davacı vekili, davalı şirketin başvurusu üzerine işyerinde yapılan inceleme sonucunda 05.04.2010-02.10.2010 tarihleri arasında kısa zamanlı çalışma yapılacağı için kısa çalışma ödeneği verildiğini, kısa çalışma döneminde İş Kanunu ve Çalışma Süreleri Yönetmeliğinde düzenlenen haftalık olağan 45 saatlik çalışmanın, kısa çalışma döneminde %50 azaltılarak en fazla haftada 22,5 saat olmasını öngördüğünü, davalı firmaya uygulanan 6 aylık kısa çalışma döneminin 02.10.2010-30.03.2011 tarihlerini kapsayacak şekilde uzatıldığını, ancak işyerinde fiilen kısa çalışmanın yapılmadığı, işverenin kısa çalışma ödeneği verilme şartlarına aykırı davrandığını, işyerinde olağan tam zamanlı çalışma yapıldığını, bu nedenle işyerinde çalışan 58 işçiye kısa çalışma yapıldığı için çalışmadıkları haftalık 22,5 saat karşılığı ödenen, kısa çalışma ödeneğinin ödeme koşulları oluşmadığını, hatta işyerinde fazla mesai yapıldığının tespit edildiğini, yapılan ödemenin geri verilmesinin davalıdan talep edildiğini, davalının Kurum nezdinde yaptığı itirazın reddedildiğini, işverenin kusuru ile tam zamanlı çalışan işçilere 05.04.2010-02.10.2010 tarihleri arasında kısa zamanlı çalışma yapılacağı için verilen kısa çalışma ödeneğinin bugüne kadar geri ödenmediği için  197.799,09 TL olarak davalıdan tahsilini talep etmiştir

 Davalı vekili, davacının iddialarının  doğru olmadığını, altışar aylık 2 dönemde yapılan kısa çalışma kapsamında kalan işçilere tam süre ile çalışma yaptırılmadığını, firmalarına ait Kastamonu Taşköprü sigara kağıdı fabrikasının satışının sigara satışlarının düşüşüne paralel üretiminin düştüğünü, olağan dönemlerde 120-130 işçinin çalıştığı fabrikada son yıllarda çalışan sayısının 50 işçiye düştüğünü, ekonomik kriz nedeni ile kısa çalışma uygulamasında önceden öngörülemeyen talep dalgalanması nedeni ile çalışma düzeninin tek düze kurulamayacağını, aksi halde önceden bildirdiği kısa çalışma düzeni nedeni ile gelen siparişleri yerine getirememek veya reddetmek durumunda kalacağını, ancak kısa çalışma düzenlemesinin amacının ve ruhunun bu olmadığını, davalı şirketinde bu gerekçelerle kısa çalışma uygulandığı 12 aylık dönemde bazı aylarda artan siparişler nedeni ile üretimini arttırdığını, bu günlerde işçilerin çalışma günlerinde bir miktar artış olduğunu, fakat siparişlerin yetersiz olduğu dönemlerde azalan üretim neden ile çalışılan günlerin azaldığını, ekonomik sıkıntılardan kurtulma ve geçiş döneminde olabilecek çalışmada birkaç gün fazla birkaç gün eksiklik olmasının, davacı Kurumdan haksız ödenen alma olarak değerlendirilemeyeceğini, ayrıca Kısa Çalışma Yönetmeliği’nin 3. maddesinde haftalık çalışma kısıtlaması olmadığını, aylık 20 günlük sınırlama bulunduğunu, davalı şirkette de aylık çalışmanın bu süreyi aşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkemece istek hüküm altına alınmıştır.

Uyuşmazlık, davaya bakmaya iş mahkemesinin görevli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

Dava konusu ihtilafın yasal dayanağı 4447 sayılı Yasa’nın Ek 1.maddesidir. Sözü edilen bu yasa maddesinde,”Genel ekonomik, sektörel veya bölgesel kriz ile zorlayıcı sebeplerle işyerindeki haftalık çalışma sürelerinin geçici olarak önemli ölçüde azaltılması veya işyerinde faaliyetin tamamen veya kısmen geçici olarak durdurulması hallerinde, işyerinde üç ayı aşmamak üzere kısa çalışma yapılabilir.

Bu Kanuna göre sigortalı sayılan kişileri hizmet akdine tabi olarak çalıştıran işveren, kısa çalışma talebini, derhal gerekçeleri ile birlikte Türkiye İş Kurumuna, varsa toplu iş sözleşmesi tarafı sendikaya bir yazı ile bildirir. Talebin uygunluğunun belirlenmesine ilişkin usul ve esaslar, ilgili kurum ve kuruluşların da görüşü alınarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.

Kısa çalışma halinde İşsizlik Sigortası Fonundan kısa çalışma ödeneği ödenir. İşçinin kısa çalışma ödeneğine hak kazanabilmesi için, hizmet akdinin feshi hariç işsizlik sigortası hak etme koşullarını yerine getirmesi gerekir.

Günlük kısa çalışma ödeneği; sigortalının son oniki aylık prime esas kazançları dikkate alınarak hesaplanan günlük ortalama brüt kazancının % 60’ıdır. Bu şekilde hesaplanan kısa çalışma ödeneği miktarı, 4857 sayılı Kanunun 39 uncu maddesine göre 16 yaşından büyük işçiler için uygulanan aylık asgari ücretin brüt tutarının % 150’sini geçemez. Kısa çalışma ödeneğinden yararlananlara ait sigorta primlerinin aktarılması ve sağlık hizmetlerinin sunulmasına ilişkin işlemler 5510 sayılı Kanunda belirtilen esaslar çerçevesinde yürütülür. Kısa çalışma ödeneği olarak yapılan ödemeler başlangıçta belirlenen işsizlik ödeneği süresinden düşülür.

Zorlayıcı sebeplerle kısa çalışma yapılması halinde, kısa çalışma ödeneği ödemeleri 4857 sayılı Kanunun 24 üncü maddesinin (III) numaralı bendinde ve aynı Kanunun 40 ıncı maddesinde öngörülen bir haftalık süreden sonra başlar.

Bu maddede yer alan kısa çalışma ödeneğinin süresini altı aya kadar uzatmaya ve işsizlik ödeneğinden mahsup edilip edilmeyeceğini belirlemeye Bakanlar Kurulu yetkilidir.

İşverenin hatalı bilgi ve belge vermesi nedeniyle yapılan fazla ödemeler, yasal faizi ile birlikte işverenden tahsil edilir.”

5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 1 inci maddesine göre, iş mahkemelerinin görevi “İş Kanununa göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya iş Kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözülmesidir.

Görüldüğü üzere 4447 sayılı Yasa’nın Ek 1.maddesinde “Kısa Çalışma ve Kısa Çalışma Ödeneği” kullandırılması ile ilgili çıkan ihtilafların iş mahkemesinde görüleceğine dair bir hüküm bulunmadığı gibi, somut olayda işçi ile işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya İş Kanunu’ndan kaynaklanan bir uyuşmazlık da sözkonusu değildir. O halde davanın genel mahkemelerde görülüp çözüme kavuşturulması gerekir. Hal böyle olunca mehkemece dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken işin esası hakkında karar verilmesi hatalı olmuştur.

O halde davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.

 SONUÇ:Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, Yargıtay duruşmasında kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına takdir olunan 1.100,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 14.04.2015 günü oybirliği ile karar verildi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

              Bu site, size daha iyi bir göz atma deneyimi sunmak için çerezler kullanır. Bu web sitesine göz atarak, çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Sohbeti Aç
💬 Yardım ister misiniz?
Merhaba 👋
KISA ÇALIŞMA VE KISA ÇALIŞMA ÖDENEĞİ NEDİR? UYUŞMAZLIKLAR HANGİ MAHKEMELERDE GÖRÜLÜR? ile ilgili bilgi almak ister misiniz?